TürkiyeŞehir

TurkiyeŞehir Blog


Bahar Severlerin İlkbaharda Gezmesi Gereken Üç Güzel Şehir

Sıcaklar bastırmadan yeni yerler keşfetmek istiyorsanız Nisan ve Mayıs ayları tatile çıkmak için en doğru zaman. Bahar tatili için karar verdiyseniz İlkbaharda gezilecek yerleri ve yapılan aktiviteleri öğrenebileceğimiz kısa yazımıza göz atabilirsiniz.

Atina

Yunanistan’ın başkenti olan bu nadide güzellikteki şehir gerek manzarasıyla gerekse insana ilham veren o güzel atmosferiyle insanın içini sıcacık yapıyor. Bir kitap üzerinde çalışıyor ve ilham gelmiyorsa sizin ilk durağınız Atina olmalıdır. ‘’Neden ?’’ dediğinizi duyar gibiyim. Çünkü zamanında bu şehir bir çok filozof ve şaire ilham vermiştir peki o ilhamı alacak bir sonraki kişi niye siz olmayasınız.

Vancouver

Kanada’nın en büyük üçüncü metropolü olan bu şehir aslında günümüzde imkansız gibi görünen bir şeyi başarıyor. Bir metropole göre yeşil ve temiz. Günümüz şehirleri sanayinin, çöplerin ve arabalardan çıkan gazların etkisiyle temizlikten ve doğadan bir hayli uzak. İşte Vancouver bu şehirlerden kendini ayırmış ve yeşilliği, güzelliği dillerden dillere yayılmış olan bir diğer nadide güzellik. 365 günün neredeyse 250 gününde yağış alan bu şehir, Salish Denizi ile iç içedir. Kafasını dinlemek isterken aynı zamanda aksiyon, bilgi ve macera arayan insanların mutlaka gitmesi gereken bir şehir Vancouver. Queen Elizabeth Park’ta kafasını dinlerken, Groyse Mountain Skyride’da adrenalini damarlarında hissedebilmenin hazzıyla mükkemmel bir tatil geçirebilir insan.

Tokyo

İlkbahar denilince kimin aklına açan çiçekler, cıvıldayan kuşlar gelmez ki ? İlkbaharda Mart sonu ve Nisan ortasında ki 2-3 haftalık döneme ‘’Sakura Zamanı’’ deniliyor. Kiraz ağaçlarının bu kısacak zamanda açan beyaz ve pembe çiçekleri yol boyunca uzanan ve tepenizde uçuşan kiraz yapraklarını hayal ettiniz mi ? Fuji Dağı’nın nefes kesen manzarası ve kiraz ağaçlarının uçuşan çiçekleri arasında ilkbahar tatilinizde Tokyo’ya gitmek sizin için en güzel deneyimlerden birisi olabilir

20 Ekim 2018 / by / in
Doğal Güzellikleri ile Denizli

Denizli’nin tozu ve horozu meşhurdur dense de şehir içerisinde gezip görebileceğiniz birçok nokta bulunuyor. Hem gezilecek yer hem de lezzet noktalarından sizler için bir liste hazırladık.

Denizli şehri ilk defa, bugünkü şehrin 6 km kuzeyinde, Eskihisar Köyü civarında, Milattan önce 261 – 245 yılları arasında, Suriye Kralı ikinci Antiokhos tarafından kurulmuştur. II. Antiokhos kente karısı Laodikeia’nin adını vermiştir. Laodike’nin kenti anlamına gelen “Laodikeia” adını alan kent, M. S. 7. yüzyılda büyük bir depremle yıkılınca, kent bugünkü Kaleiçi mevkiine taşınmıştır. Türkler Denizli havalisini zapt ettikten sonra, kenti “Ladik” adıyla anmışlardır.

Denizli, Türkiye’nin bir ili ve en kalabalık yirmi birinci şehridir. 2017 itibarıyla 1.005.687 nüfusa sahiptir. Tekstil ürünleri ve yöreye has Denizli horozu ile meşhurdur. Anadolu Yarımadası’nın güneybatı, Ege Bölgesi’nin güneydoğusunda yer almaktadır. Ege ve Akdeniz Bölgeleri arasında bir geçit durumundadır. Denizli ilinin her iki bölge üzerinde de toprakları vardır.

1) Pamukkale Travertenleri

Denizli’ye kadar geldiyseniz şehir merkezine yaklaşık olarak 25 kilometre uzaklıkta bulunan travertenleri de gezip görmeden gitmemelisiniz. UNESCO tarafından da Dünya Mirasları Listesi’ne alınan ve binlerce yıllık geçmişe sahip olan Pamukkale Travertenleri hem yerli hem de yabancı turistlerin uğrak noktalarından biridir. Pamuksu dokuya sahip yapısı ve mineralli sularıyla burada çok güzel anlar yaşayabilirsiniz.

2) Denizli’nin Eşsiz Lezzeti Tandır Kebabı

Bayramyeri’nde yan yana bulunan kebapçılarda mükemmel etlerin lezzetine bakabilirsiniz. Tandır kebabın yanında verilen pide, söğüş ve ayran lezzeti adeta tamamlıyor.

3) Babadağ’ın Ünlü Tekstil Malzemeleri

Ege bölgesinde tekstil sanayisi bakımından en çok gelir sağlayan şehir olan Denizli’de her türden tekstil malzemesine ulaşabilirsiniz. Babadağlılar iş hanına uğrayarak buradan hem kendiniz hem de sevdikleriniz için tekstil malzemeleri alabilirsiniz. Özellikle Babadağ işi şile bezleri yaz aylarında hem serin tutar hem de şık bir görünüm sağlar.

4) Denizli’nin Meşhur İçeceği Zafer Gazozu

Ne Çamlıca gazozu ne Niğde gazozu, eğer Denizli’ye uğradıysanız mutlaka Zafer gazozu denemelisiniz. Zafer gazozun sadece Ege bölgesi için üretiyor olması bu markanın Türkiye’de bilinirliğini zayıflatıyor. Tadına alıştığınızda ise siz de diğer gazozları içemeyeceksiniz.

5) 20.000 Yıllık Geçmişi İle Hierapolis

Eski Yunanlıların, Romalıların ve Bizans’ın izlerini taşıyan Hierapolis antik kenti Pamukkale ilçesine oldukça yakındır. Burada antik tiyatroları, caddeleri ve Bizans kapılarını ziyaret edebilirsiniz.

10 Ekim 2018 / by / in
Bozcaada: Nereleri gezmeli? Nerede Yenir?

Adalar hemen her dönemde insanların ilgisini çekmiş romanlara, öykülere konu olmuştur. 3 tarafı denizler ile çevrili Anadolu topraklarının kendi sınırları içinde bulunan adalardan bir tanesi de son yıllarda gittikçe popüler bir hale gelen Bozcaada.

 

Çanakkale İl’ine bağlı olan bir ilçe Bozcaada. Küçük şirin ve hemen ifade etmeliyiz ki adanın bir ucundan bir ucuna rahatlıkla bir gün içinde gezerek tamamlayabilirsiniz. O kadar küçük. Bozca adada kaybolmaktan korkmayın. Her sokağın başında sizi yönlendiren tabelalar sayesinde rahatlıkla istediğiniz her yere gidebilirsiniz.

Bozcaada ‘da neler yapabilirim?

Bozcaada ‘da neler yapabilirim diyorsanız, birçok şey var o yüzden kentin küçük olması sizi tedirgin etmemeli. Yapabilecekleriniz arasında eğer açık ise Meryem Ana kilisesini gezebilirsiniz. Eskiden adada Rumlar yaşadığı ama şimdi sayıları oldukça az olduğu için ancak belli günlerde kilise açıkmış artık şansınıza denk gelir ise ama dışardan izlemek oldukça keyifli.

*Kentte yapılabilecek bir diğer şey ise feribot ile kente gelirken görünen o muhteşem kaleyi ziyaret etmeniz. Gerçekten görünümü olağanüstü.

*Bağ bozumu etkinlikleri de yapılıyor ki traktörlere binerek özel üzüm bağlarına giderek üzüm toplayabilirsiniz.

*Tüm bunların dışında kentin ara sokaklarına dalarak eskiden bir başka kültürün yaşadığı bu topraklarda yaşanmışlıkların izini sürebilirsiniz.

*Gün batımı için yapılan turlara katılarak gün batımını kentin en güzel noktasında tamamlamanız da bir diğer etkinlik.

*Elbette Ayazma plajında denize de girebilirsiniz. Deniz oldukça güzel.

 

Bozcaada’da nerelerde yenir ne yenir?

Gelelim biraz da ne yenir, ne içilir sorusunun yanıtına kesinlikle gelincik şerbeti denenmeli. Bunun yanında kentin mezeleri yenmeli, şarapları, özel aromalı kahveleri yudumlanmalı.

Eğer mantı seviyorsanız fırınlanmış bilinenden daha büyük mantısının da tadına bakmalısınız. Balık elbette ama özellikle Rum meyhanelerinde Yunanca müzikler eşliğinde.

Bozcaada hediyelik eşyalar

Giderken ne hediye alınır sorusunun yanıtı ise belli gelincik şerbeti, özel kahvesi, Nadire kolonyası, camdan yapılan kolyeler, domates reçeli alınabilecekler arasında ilk anda söylenebilecek olan kente özgü olan yerel şeyler.

Bozcaada butik oteler

Nerede kalınır sorusunun yanıtı ise belki de en zor sorulardan bir tanesi zira öyle lüks oteller yok. Bunun yanında Rum mahallesinde yer alan butik otellerde kalınabilir. Ama 5 yıldızlı oteller yok. Deniz kenarında yer alan oteller ise istenen kalitede olmadığından butik otellerin birinde kalıp deniz için Ayazma plajının tercih edilmesi çok daha mantıklı.

9 Ekim 2018 / by / in
Maceralarla Dolu Bir Yürüyüş: Likya Yolu

Likya yolu

Likya uygarlığı tarafından kullanılan bir ticaret yoluydu. İki farklı etaptan oluşmaktadır. 1. Fethiye’den başlayıp Çıralı’ya kadar çoğunlukla denizden ilerler ve Antalya’da son bulur. 2. si ise Çıralı’da yol ayrılır ve Yanartaş (Kimera) üzerinden biraz daha yüksek rakımlardan devam eder ve Antalya’da son bulur. 1992 yılında uygarlığın kalıntılarını ortaya çıkartmak için çalışmalara başlanmış, 1999 yılında Cate Clow tarafından Türkiye’nin en uzun yürüyüş yolu olan Likya Yolu rotaları belirlenmiş, patikalar üzerindeki kaya ve ağaçların üzerleri ‘kırmızı-beyaz boylarla ve taş taş üzerine koyularak’ işaretlenmiş ve turizme açılmıştır. Ayrıca dünyadaki en iyi 10 yürüyüş rotasından birisidir.

Likya uygarlığı nerededir?

Antik Likya Uygarlığı; Akdeniz Bölgesi’nde Teke Yarımadası’nda yer alıyor. Antik Likya, güneyde Akdeniz, batıda Karya ve doğuda ise Pamfilya ile komşudur. Fethiye’den başlayıp, Antalya’da son bulan 539 km.lik bir parkurdur. En önemli kentleri; başta Patara (başkent), Xanthos (santos), Pinara, Olympos (olimpos), Myra (mira) ve Tlos (talos)’tur. Bu önemli kentlere daha sonra Phaselis (faselis)’te eklenmiştir.

Likya Yolunda yürümek için en uygun zamanlar nelerdir?

Likya Yolu’nun en güzel yürüyüş zamanları Nisan-Mayıs, Ekim-Kasım aylarıdır. Çünkü hava her zaman (olması gerektiği kadar) serin, yağışın çok fazla olmadığı dönemlerdir. Özellikle bahar aylarını seçilmesinin özel bir nedeni tabiki de var. ‘Antalya sıcağı’… Yaz aylarının o yakıcı ve kavurucu sıcağında sırtımızda ağır bir yükle, su kaynaklarının bir çoğunun mevsim gereği kurumuş olması sebebi ile yürümeyi gerçekten tercih etmeyiz.

Likya Yolu nerede başlar, nerede biter ve hangi parkurlar izlenir?

Likya Yolu Muğla’nın Fethiye ilçesinden başlar ve Antalya’nın Geyikbayırı mevkiinde son bulur. Rotalarla ilgili bilinmesi gereken önemli ayrıntılar yazının devamında detaylı olarak verilecektir. Çünkü bilmelisiniz ki bu sizin yaşamanız gereken bir macera ve her yol ayrımında kendi maceranızı seçmelisiniz. Likya Yolunu çeşitli zaman aralıkları ile yürüyenler var. Genelde gezginler likya yolunu 2 kere yürür ve en uzun yolculuk süresi 29 gündür. Çünkü her uğradığımız köy ve kasabada bir geceden fazla kalıp oradaki insanları tanımayı, yaptıkları işlerde onlara yardım etmeyi ve hikayelerini dinlemeyi tercih ettik. Likya Yolu Fethiye-Ovacık’tan başlar, Antalya – Geyikbayırı’nda son bulur.

En Çok Tercih edilen etapları

Ovacık (başlangıç), Kirme, Faralya, Kabak koyu, Alınca, İnceburun, Gey (yediburunlar), Bel, Belceğiz, Gavurağlığı, Pyndai (antik kent), Letoon (antik kent), Xsantos (antik kent), Kınık, Çandır, Akbel, Patara, Eren Tepe, Delik Kemer, Kalkan, Bezirgan, Yumru Tepe, Kaş, Limanağzı, Ufakdere, Boğazcık, Kılınçlı, Aperlae (antik kent), Üçağız, Kaleköy, Gökkaya, Demre, Muskar, Alakilise, Belos, Finike, Karaöz, Gelidonya Feneri, Adrasan, Musa Dağı, Olympos (antik kent), Çıralı, Yanartaş (Chimaera), Ulupınar, Beycik köyü, Tahtalı dağı (zirve), Çukuryayla, Gedelme (Gedelme Mağarası), Ovacık, Göynük yaylası Göynük kanyonu, Hisarçandır, Çitdibi, Çağlarca, Geyikbayırı (bitiş).

Bu etaplar kişinin kendi tercihine göre düzenlenebilir. Çünkü o kadar çok yol ayrımı ile karşılaşacaksınız ki… yerel halkın tavsiyeleri ya da kendi zevkinize göre yolunuzu önceden planlayıp güzergah belirleyebilirsiniz. Her ne olursa olsun ortalama 20-30 günlük yürüyüşünüzde kendi sınırlarınızı zorlayacak, vücudunuzu tanıyacak, kendinizi zaman zaman açlık, susuzluk ve yorgunlukla sınayacak, yansıra mükemmel manzaralar görüp, daracık patikalarda keçilerle karşılaşacaksınız. En önemlisi hayatınız boyunca unutamayacağınız güzel anılara sahip olacaksınız. Şimdiden iyi eğlenceler.

 

26 Eylül 2018 / by / in
Kış Tatili Bavulu Hazırlarken Dikkat Etmeniz Gerekenler

Kışlık kıyafet, ayakkabı ve aksesuarların fazla yer kaplıyor oluşu bavul hazırlamayı zorlaştırıyor. Kış bavulu hazırlamanızı kolaylaştıracak püf noktaları ve mutlaka yanınıza almanız gerekenlere birlikte göz atalım.

Kışın soğuk günlerinin başlamasıyla kış tatili planları da hızlandı. Kışlık kıyafet, ayakkabı ve aksesuarların fazla yer kaplıyor oluşu bavul hazırlamayı zorlaştırıyor. Monttan kazağa, bot atkıya kış ürünlerini bavula sığdırmak bir sorun haline geliyor. Oysa kış bavulu hazırlamanın püf noktalarını öğrenerek bu sorundan kurtulabilirsiniz. Hadi bu püf noktalarına ve kış tatilinde mutlaka yanınıza almanız gerekenlere birlikte bakalım.

Her işin başı planlama

Bavul hazırlama işine planınızı yaparak başlayın. Tatiliniz kaç gün sürecek, ne kadar giysiye ihtiyacınız olacak? Kıyafetlerinizi hangi ayakkabı ve aksesuarla tamamlayacaksınız? Bu sorulara yanıt verin ki bavulunuzu gerekli şeyler ile doldurmayın. Planınızı yaptıktan sonra yanınıza yedek olarak bir gün fazladan kıyafet ve iç çamaşırı almayı unutmayın.

Bavul seçimi

Eğer kısa süreli bir tatile çıkıyorsanız bavulunuzu kabin boy tercih etmeniz yararınıza olacaktır. Böylece bavulunuzu gereksiz eşyalar ile doldurmazsınız ve uçak ile seyahat edecekseniz bavul bekleme derdinden kurtulmuş olursunuz. Kabin bagajı kullanacaksanız yanınıza aldığınız sıvılara dikkat etmeniz gerekiyor. 100 ml’den büyük sıvıları yanınızda taşıyamazsınız.

Alan tasarrufu edin

Çok yer kaplayan kazak, atkı, palto gibi kıyafetlerinizi rulo yaparak bavula yerleştirin. Bunu yaparken kıyafetlerinizi kırıştırmamaya dikkat edin. Az yere çok şey sığdırmak istiyorsanız kolay kolay kırışmayacak kıyafetlerinizi tercih edin. Katlanan kıyafetlerin daha az yer kapladığını unutmayın ve giysilerinizi bavula yerleştirirken mutlaka katlayın. Yerleştirme işine ayakkabılarınızdan başlayın. Ayakkabıların içine çoraplarınızı koyarak yer tasarrufu edebilirsiniz. Kalın ve ağır eşyaları valizin en altına koyun. Üst tarafa koyacağınız eşyalar ilk önce kullanacaklarınız olsun ki kolay ulaşabilin. Bakım ürünlerinizi seyahat boy olarak alın ki yer kaplamasınlar. Bavulunuzun cep bölümlerini mutlaka değerlendirin. Küçücük görünen alanlar oldukça fazla eşya alabiliyor. Son olarak en çok yer kaplayan ayakkabı ve montunuzu üstünüze giyerek de alan kazanabilirsiniz.

Ayakkabı seçimi çok önemli

Soğuğa karşı koruyan, su geçirmez bir ayakkabıyı mutlaka yanınıza almalısınız. Tatile çıkarken daha önce hiç giymediğiniz ayakkabıları yanınıza almamalısınız. Yeni ayakkabılar ayağınıza vurarak tatilde kötü anlar yaşatabilir.

Termal içlik ve çorap

Soğuk bir bölgeye tatile gidiyorsanız ve soğuğa karşı hassas bir yapıya sahipseniz; bavulunuza eklemeniz gereken arasında termal içlik ve çoraplar yer almalı. Ayrıca termal taytlara da hem içinize hem de tayt olarak giymek için bavulunuzda yer verebilirsiniz. Yünlü kazak ve hırkalar da sizi soğuktan koruyacak kıyafetlerin başında geliyor.

Kış aksesuarları

Atkı, bere, eldiven gibi kış aksesuarları sizi hem soğuktan koruyacak hem de kombininizi tamamlayarak şıklığınıza şıklık katacaktır. Kış valizinin olmazsa olmazı olan bu aksesuarları, yanınıza aldığınız kıyafetleri ve ayakkabıları göz önünde bulundurarak seçin.

18 Eylül 2018 / by / in
İstanbul’da Huzur Mavisi

İstanbul’da Huzur Mavisi

Tarihte, insanın yerleşmeye başlamasıyla aynı yaşa sahip bir şehir olan İstanbul; Türkiye’de, hatta dünyada gezip görülmesi gereken en güzide şehirlerden biridir. İstanbul bu güzellikleriyle, Türk edebiyatında ve Türk sanatında hak ettiği yeri buluyor. Üstelik sadece edebiyatla ya da müziklerle de sınırlı kalmıyor İstanbul’un bu güzelliği; yeryüzünün birçok ülkesindeki sanatçıların da ölümsüz eserlerinde yer buluyor.

 

İstanbul; camileri, surları, sarayları ve kiliseleriyle tüm insanlık tarihine, hemen her kesime ve her ırka hitap eden, yaşayan bir müze olma özelliğini taşıyor. İstanbul’a giden herkes, denize karşı bakıp, manzarayı, insanların sıcaklığını, tarihin kokusunu ister istemez fark ediyor. İstanbul, tarihin ilk çağlarından bu yana Dünya’nın cazibe merkezlerinden biri oldu. Günümüzde de bu tarihsel zenginlikler, doğal güzellikler ve kültürel miras unsurları korunmakla beraber, daha da artıyor ve her geçen gün bu paha biçilemez güzelliğe bir yenisi ekleniyor. İstanbul’un gerek bu tarihsel zenginliği, gerek doğal güzellikleri ölmeden önce gezilip görülmesi gereken şehirler listesinde yer almasına sebep oluyor. İstanbul’u gezmeye başlar başlamaz muhakkak etkileneceğinizi söyleyebiliriz.Bu güzel şehir yalnızca karadan gezip görülebilecek kadar küçük değil. Uğruna şiirler yazılan Marmara Denizi; Kız Kulesi, adalar…  Karadan göremediğiniz, görseniz bile tam anlamıyla yaşayamadığınız dezavantajı, avantaja çevirebilirsiniz.

 

 

Haydi, İstanbul’un eşsiz mavisine siz de yelken açın

 

Sadece İstanbul’u gezmekle kalmayıp, İstanbul’un tarihi güzelliklerine denizden bakabilir, tarihi yarım adayı iyice gözlemleyebilirsiniz. Tüm anları yalnızca bir fotoğraf makinesiye ölümsüzleştirebileceğinizi de hatırlatmalıyız.  İsterseniz boğaz turu imkanını sizlere sunan turlardan birine katılabilir, isterseniz aileniz ile beraber hoşça vakit geçirebileceğiniz tekne kiralama seçeneğini değerlendirebilirsiniz. Boğaz turlarına katılarak, İstanbul hakkında çok güzel anılara yelken açacak, uzun bir süre aklınızdan silinmeyecek hatıralara sahip olacaksınız. Üstelik sadece bir defa yapınca bırakılacak, bitecek; hevesinizin geçeceği bir gezi de olmayacak bu. Ne zaman şehrin kargaşasından, kalabalığından sıkılsanız; dostlarınızla güzel bir gün geçirmek, ailenizle mutu anlar paylaşmak istediğinizde ya da yalnız kalmayı düşlediğinizde, her an elinizin altında bir seçenek olarak duruyor bu güzel anları yaşama imkânı.

Haydi, İstanbul’un eşsiz mavisine siz de yelken açın.

28 Ağustos 2018 / by / in

Siteyi kullanmaya devam ederseniz, çerezlerin kullanımını kabul etmiş olursunuz. Detaylı bilgi için tıklayın

The cookie settings on this website are set to "allow cookies" to give you the best browsing experience possible. If you continue to use this website without changing your cookie settings or you click "Accept" below then you are consenting to this.

Close